Türk Sinemasından Yeni Bir Aile Dramı: Kapı Film İncelemesi

Türk Sinemasından Yeni Bir Aile Dramı: Kapı Film İncelemesi

Kadir İnanır’ın son filmi Kapı’yı sizler için izledim, isterseniz biraz da yorumlayalım…

Film, Mardin’den Avrupa’ya göçmüş süryani bir ailenin yaşadığı dramatik olayları konu edinmiş. Film öncelikle Berlin’de başlıyor, aileyi tanıyoruz. Torunlarla birlikte epey kalabalık olan bu ailenin Berlin’de normal bir hayat sürdüğünü görüyoruz. Filmin başrolü Yakup, ailesiyle birlikte yerleştiği Almanya’da kuyumculuk işiyle ilgilenmektedir. Bir gün Mardin’den gelen bir telefon apar topar Türkiye’ye dönmelerine sebep olur. Gelen telefon, yıllar önce kaybolmuş olan oğulları Mikhael ile ilgilidir. Aile, bu haber üstüne yaşananları hatırlar ve acıları yeniden canlanır…

Mardin’e varıp terk ettikleri eve döndüklerinde, evlerinin çoktan talan edilmiş olduğunu, hiçbir eşyanın kalmadığını görüyorlar. Yakup, yirmi beş yıldır gelmediği evinin kapısının bile olmadığını görünce öylece kalakalıyor ve içeri bile giremeden kapı eşiğine oturuveriyor. Elinde çoktan gitmiş olan kapının anahtarı ile birlikte, çaresizce kapısının çalınmış olduğuna üzülüyor. Kapının değeri onun için o kadar büyük ki bu öfkesine seyirci başta anlam veremese de filmin devamında kapının neden bu kadar değerli olduğunu anlayabiliyoruz.

 

 

Şahsi düşüncelerime geçersek; ben filmi çok araştırmadan gittim, sadece konusuna göz atmıştım. Son zamanlarda sinemada izlediğim, izleyiciyi drama boğan acıtasyon dolu klasik Türk dram filmlerinden biri çıkmasından korkuyordum açıkçası. Oyunculara baktığımızda; Kadir İnanır, Vahide Perçin, Timur Acar, Erdal Beşikçioğlu gibi isimleri görünce böyle bir kadronun filmi biraz daha iddialı yaptığını ve beklentileri yükselttiğini söyleyebilirim.

 

 

Ben senaryoyu biraz zayıf buldum. Konu muhteşem, kurgu şahane düşünülmüş, çok ilgi çekici gerçekten fakat olay örgüsü, replikler çok daha iyi yazılabilirdi diye düşünüyorum. Senaryo demişken, filmin senaryosu Filiz Üstün Durak tarafından yazılmış. Nihat Durak da senaryoyu filme çeviren yönetmen olmuş. Senaristin ilk filmi olsa da yönetmen Nihat Durak’ı daha önce çektiği ‘Babam’ filminden tanıyabiliriz. Babam filmini de izlemiştim fakat bu filmle karşılaştıracak olursak Kapı filminin konusunu daha özgün buldum diyebilirim, yine de Babam filminin de bu filme göre artısı olduğu yanları var tabii ki.

 

 

 

Filmde hoşuma gitmeyen şeylerden birisi bazı sahnelerin fazla yapmacık ve gerçeklikten uzak oluşuydu. Yani keşke gerçek hayat da bu filmde gösterildiği kadar güzel olabilseydi; insanlar din ve ırk ayrımı yapmasalardı, birbirlerini tanımıyor olsalar bile uzun yolculuklara çıkabilecek kadar güveniyor olsalardı, nasihat konuşması yapan yaşlıların sözü böyle dinlenseydi güzel bir hayat olabilirdi fakat gerçekte böyle şeyler olmadığı için biraz absürt geldi bana. Mesela filmdeki herkes çok iyi. Yani en kötüsü bile içinde safi kötülük barındırmıyor, herkesin içinde aslında iyi bir insan var, gibi gösterilmiş. Ayrıca filmi izleyenler için şu sonlara doğru olan sergi sahnesi… “o işler öyle kolay olsaydı ohoo” dedirtti bana şahsen. Aybüke Pusat’ın oynadığı karakteri de şahsen biraz yapmacık buldum, benim fikrimde olan çok kişi vardır diye düşünüyorum bu konuda.

Her neyse gerçek hayatla bağlantı kurmadan, izlediğimiz şeyin kurmaca bir şey olduğunu düşünerek seyredersek daha çok keyif alabileceğimizi düşünüyorum.

İlk bölüm ikinciye göre sıkıcı gelebilir size çünkü olaylar çok yavaş ilerliyor fakat bu sorun ikinci bölümde çözülüyor ve film daha akıcı olmaya başlıyor.

 

 

Filmi olumlu yönde eleştirilecek çok özelliği vardı elbette, şimdi biraz onlardan bahsedelim. Dediğim gibi filmin konusu gerçekten çok iyi. Bazı yerlerde aşırı samimiyetsiz repliklerde göz devirmenize sebep olsa da bazı sahnelerde sizi gerçekten duygulandırmayı iyi başarıyor. Zaten Türk sineması, Türk seyirciyi nereden vuracağını iyi bildiği için Türkiye’de dram filmleri tutuyor ve sürekli yenileri yapılmaya devam ediyor.

 

 

Kadir İnanır’ın canlandırdığı Yakup karakterinin İstanbul’da çekilen balkon sahnesinde söylediği bir cümle hoşuma gitti gerçekten. Replik tam ezberimde olmadığı için buraya yanlış yazmak istemiyorum ama filmi izlediyseniz neyden bahsettiğimi anlamış olabilirsiniz. Babaların evlat sevgisi hakkında güzel bir konuşmaydı.

Film etkileyici bir sonla bitiyor, izlerken ağlamamak çok kolay değil açıkçası. Kadir İnanır muhteşem oynamış ve tüm duyguyu seyirciye aktarmayı çok iyi başarmış.

Erdal Beşikçioğlu’nun ise diğer oyunculara göre fazla sahnesi yoktu ama o da her zamanki gibi rolünün hakkını vermiş.

 

 

Filmde Mardin’in muhteşem manzaraları iyi kullanılmış. Müzikler de çok iyiydi ayrıca filmin bir sahnesinde kullandıkları Bir Ay Doğar türküsü de çok yerinde olmuş; Yakup, torunu ve tanımadığı bir adamla İstanbul’a doğru yolculuk yaparken bu türküyü dinliyor ve sanki biz de olayın içinde yaşıyormuşuz gibi duygulanıyoruz.

Kapı filmini önerip önermemek arasında çok kaldım fakat hakkını yememek gerek, gerçekten bir ‘kapı’ üzerine kurulmuş şahane bir olay usta oyuncularla birlikte harika işlenmiş. Yani ufak tefek şeyleri umursamadan gidip izlenilebilecek bir film. Özellikle Türk yapımı dram filmi sevenler için öneriyorum. İyi seyirler…

 

Post a Comment