THE WITCHER 3 HAKKINDA BİR TAKIM MIZMIZLANMALAR

THE WITCHER 3 HAKKINDA BİR TAKIM MIZMIZLANMALAR

The Witcher 3: Wild Hunt çıktığı günden beri dillerden düşmeyen, oyun dünyasının en lider oyunlarından biri oldu. İnsanlar oyunu o kadar övüp yücelttiler ki hakkında bırakın olumsuz bir laf etmeyi, basitçe eleştirmek bile kabul edilemez oldu neredeyse.

İyi bir bilgisayarım olmadığı için çıktığı dönem oynamadığım oyunu yakın zaman önce oyunu çok seven, çok yakın bir arkadaşımın gazıyla alıp oynadım. Oyuna daha önce özel bir ilgim ve merakım yoktu o yüzden ön yargısız bir şekilde tamamen bu oyuna aşık olmak ve günlerce oynamak için başına oturdum.

 

Yaklaşık 22 saat oynadığım oyunu en sonunda dayanamayarak sildim. Peki ama neden? Öncelikle şunları aradan çıkaralım: Daha önce oyun hakkında söylenmiş tüm övgüleri bir de ben tekrarlamayacağım. Bir konu hariç hepsine katılıyorum. Oyun grafikleriyle, açık dünyasıyla ve yan görev tasarımlarıyla oyun dünyasında yeni standartları belirleyecek düzeyde kaliteli.

Peki nedir benim sevemediği olay? Hikaye anlatımı ve ana görev tasarımları. Oyunun yan görevleri inanılmaz özenle, birer birer tasarlanmış ve yazılmış. Sıradan bir git-getir görevi gibi başlayan basit bir yan görev çetrefilleşmeye başlıyor, pilot-twist yapıyor ve sizi şaşırtarak bitiyor. Oyunun her yan görevi ayrı bir dünya. Ve bu dünyaları keşfetmek hem çok eğlenceli, hem de çok bağımlılık yapıyor. Ama gelin görün ki oyunun ana görevleri hiç de böyle değil. Oynanış çeşitliliği ve hikaye ilerlemesi adına doğru düzgün hiç bir şey sunmayan ana görevler sadece yan görevlerin çok ama çoook fazlaca uzatılmış, sündürülmüş halleri gibi. Tüm ana görevlerde istediğimiz bir bilgiyi almak için başka birine on iyilik yapmamız gerekiyor. Bu ordan oraya koşturma o kadar uzun sürüyor ki tüm bunları en başta neden yaptığımı bile unuttuğum oldu.

 

Oyundaki bir tutarsızlık da şu: Biz güya witcher’ların en iyisi, adına şarkılar yazılan, hikayeleri dilden dile dolaşan Geralt’ız ama milletin ayak işine koşturuyoruz. Bizi gören kimse bir irkilmiyor aksine herkes bizi hizmetçisi gibi kullanıyor ve gören serseriler biz oranın köylüsüymüşüz gibi bize sataşıyorlar. Oynadığımız karakterin bulunduğu dünyada ve etrafında yaşanan olayların üzerinde hiç bir ağırlığı yok. Olaylara yön veren güçlü bir ana karakter değil, aksine olaylar tarafından oradan oraya savrulan ezik bir karakter gibi Geralt.

Ha şimdi siz ”Sadece ana hikayesini tamamlaması yüzlerce saat süren bir oyunu oynadığın 20 saatle nasıl değerlendirebilirsin?” diyebilirsiniz? Haklısınız da. Ama 20 saat bir oyun hakkında fikirlerinizin netleşmesi için fazlasıyla yeterli bir süre. Onca saatte bu oyun akıp gitmediyse, beni sarmadıysa devamını getirmemin de bir anlamı yok. Ve diyebilirsiniz ki ”Oyun daha ileride açılacak sen hiç bir şey görmedin.” Ben de size diyebilirim ki bir oyun 20 saatlik bir oynanışta kendini gösteremiyorsa bunda yine bir sıkıntı vardır ve 20 saati boşa götürmüştür.

 

Kesinlikle maksadım The Witcher 3’ü kötülemek değil. Çünkü oyun kötü bir oyun değil. Sevenine hiç lafım yok. Tepe tepe oynayın. Ben sadece yeni bir bakış açısı sağlamak ve tamamen şahsi görüşlerimi bildirmek istedim.

 

Şimdi bu sözlerim bir çok fanboyu kızdıracak ama olabildiğince tarafsız değerlendirdiğime emin olabilirsiniz. Ben şahsen sevdiğim şeyleri de sevmediğim şeyleri de objektif olarak değerlendirmekten yanayım. Oyun gerçekten şaheser niteliğinde de olsa kusursuz değil. Mükemmel, devasa bir açık dünya sunuyor ama sürükleyici bir hikaye ve bağ kurulabilecek karakterleri yok. Bu oyunu sevmeyi çok denedim ama bunaldım, dayanamadım maalesef.

Post a Comment