Tarihin En Güçlü Viking Savaşçıları

Tarihin En Güçlü Viking Savaşçıları

Bugün ki yazımızda Viking askerlerinden en güçlüleri yazacağız, şimdiden iyi okumalar.

 

Vikingler Tarihin kanlı askerleridir. İskandinavyalı korsan ve tüccar kavimlerden biri olan vikingler, yılın çoğunu denizlerde geçiren savaşçı bir halktır. Viking Tarihi 8. yy’ın sonları ve 11. yy’ın başlarına kadar aktif bir şekilde görülmüştür. Viking dönemi kronolojik olarak 793-1066 yıllarını kapsıyor.

 

 

Vikingler kendi dinlerini kendileri yaratmışlardır, Viking tanrılarının en üstünü Odin’dir. Bir gün öldüklerinde Valhalla’ya gideceklerine inanırlar. Valhalla, tanrıların diyarı Asgard’da bulunan geniş ve kocaman bir kabul salonudur, ve Odin tarafından yönetilir. Burada Odin, kahramanca savaşıp can veren yiğit askerlere ziyafet hazırlatır ve onlarla beraber eğlenceye katılır.

Bütün Viking kavimi, Odin’in yanına gitmeyi dört gözle beklerlerdi. Viking tarihi oldukça kabarıktır ancak övülerek değil çoğu zaman barbar olarak anılırlar.

 

Şimdi ilk savaşçımızdan başlayalım.

 

1. Eric Bloodaxe (Kanlıbalta) Eirik Blodøks 

 

Eric (885-954) 931-935 yılları arasında Norveç’in kralı olmuştur.

 

Eric 12 yaşında iken babasından 5 uzun gemi aldı, Eric babasının en sevdiği çocuğuydu. Bunları savaşa gitmek için kullandı. İlk önce doğuya gitti ve 3 yıl boyunca Baltık, Danimarka, Friesland, Saxland’da bulundu. Daha sonra batı denizine yelken açtı ve dört yılı İskoçya, İrlanda ve Bretland’ı yağmalamakla geçti.

 

Snorri Sturluson tarihte Eric için şu sözleri söylemiştir;

Eirik, harika bir adamdı, güzel, güçlü ve çok cesur. Harika bir ordu adamı ve bir şarkıcının mührü; kontrol edilemez bir aklı vardı, acımasız, kaba ve ilgisizdi.” Sözlerini söylemiştir.

 

Kral Harald elli yaşındayken ülkeyi oğulları arasında paylaştı, ve hepsine kral unvanı verdi. Ancak yine de Norveç’in en büyük kralı olarak Harald tahttaydı. Eric babasına, kardeşlerinden daha yüksek kral olmak istediğini söyledi ve Kral Harald bunu onayladı. Baba ve oğul birlikte uzun yıllar yaşadılar.

 

Kral Harald yaklaşık seksen yaşlarındayken, oğlu Eirik’i tahtın başına getirdi ve ona tüm toprak üzerinde güç ve hakimiyet verdi. Eirik’in kardeşleri bu durumdan memnun değildiler ve kral Harald öldüğünde Eirik kardeşlerinden bir kaçını öldürdü.

 

Eric’in takma adı yani Bloodaxe, 5 kardeşini öldürmesinden gelmektedir. Bazı kaynaklarda ise 9 kardeş olarak geçiyor.

 

Eric’in egemenliğinde kendi adı olan madeni paralar da münizmatik kanıtlarla desteklenir. Eric’in kendi adını taşıyan 31 sikke’si bulunmuştur.

 

 

 

Eric kendi halkı tarafından sevilmeyen bir hükümdardı ve küçük kardeşi Haakon İngiltere’den döndüğü zaman krallığı terk ederek gitmiştir.

 

Eric 934 yılında Norveç’ten kovuldu, 954 yılında ise York kralı oldu. Eric 954 yılında Stainmoor savaşında öldürüldü.

 

2. Freydis Eiriksdottir ( Kızıl Eric’in Kızı)

 

Kızıl Eric’in kızıdır. Amerika Kıtası’nı Colomp’dan yüzyıllar önce keşfetmiştir.

 

Grönland halkını toplayarak, yeşillik ve düz ovalardan oluşan Vinland’a yerleşmiştir. En az babası kadar acımasız ve gaddar olan Freydis, canını sıkan birileri olduğunda öldürmekten çekinmez. Yağmaladığı köylerde kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden hepsini katletmiştir. Tam bir babasının kızıdır.

 

Bu arada Vinland’ın Amerika olduğunu da söylemek isterim. Peki Colomp’tan önce Amerikayı İskandinavlar ele geçirdiyse neden Amerikan yerlilerinde İskandinav yok diyecek olursanız da, Freydis tam bir barbar ve acımasız olduğu için onu takip eden halk sonunda isyan başlatıyor ve Freydis bu isyanlardan sıkılıp her şeyini alıp geri dönüyor.

 

3.Sweyn Forkbeard (Çatalsakal Sweyn)

 

 

Çatalsakal Sweyn 965- 3 şubat 1014 yılları arasında yaşamıştır. Danimarka, Norveç ve İngiltere kralı olmuştur. Mavi diş Harald’ın oğlu, büyük Knud’un babasıdır.

 

Sweyn babası Harald ile kavga ettiler, bunun nedeni Harald Bluetooth’un görece barışçıl rejimi olabilir. Yeni bir genç grup, cesur Viking baskınları hakkında bir çok hikaye duymuştu ve bunun sebebi ile maceraya atılmıştı. Genç grup yanında garip ( Kraliyet muhafızı) olan Sweyn Forkbeard’ın etrafında toplandı.

 

Viking paralı askerleri, Doğu kıyısında ki Jomsvikings, Harald Bluetooth’a sadık kaldı. Sweyn Forkbeard, Assens ve Harald Bluetooth yakınlarında ki Helnaes savaşını kazandı ve ölümcül şekilde yaralandı.

 

 

Kısaca Sweyn’in yaptıklarından bahsedecek olursak;

1. Sweyn 965 yılında doğdu. 

 

2. Sweyn 983 yılında Almanları Güney Schleswis’den kovdu. 2. Otto’nun kalesini fethetti, bütün askerleri öldürdü ve kaleyi küllerle yaktı.    

 

3. Sweyn 986 yılında babasına isyan ederek, başlattığı savaşı kazandı ve kral oldu. 

 

4. Alman Ezico, Schleswig’de Piskopos olarak Poppo’nun halefi olarak seçildi, ancak Sweyn Forkbeard onu durdurmayı başardı. Sweyn, Danimarka kilisesini Breman Başpiskoposluğunun üstünlüğünden ayırmak istedi. Sweyn, halifeliğin sonuçlandığı ulusal bir kilise politikası başlattı. Yıl 990.

 

5. Sweyn 991 yılında Danimarka tahtına kavuştu.

 

6. Sweyn  Forkbeard ve Olaf Tryggvason, Sweyn komutasında ki Viking filosu ile birlikte Norveç’ten ayrıldı ve Londra’ya saldırdılar. Kasabayı yakmaya çalıştılar, ancak girişimleri başarısız oldu. Unready bu girişimden korktu ve Sweyn ile Olaf’a 16.000 Ibs gümüş ödemeye karar verdi, Viking filosu Southampton’da bir kış kampı yaptı. Sweyn, Wales ve Man yoluyla Danimarka’ya döndü. Sweyn daha sonrasında Sigrid the Haughty ile evlendi.

 

7. 995 yılında Sweyn’in çocuğu doğdu. 

 

8. 999 yılında Sweyn’in kız kardeşi Olaf Tryggvason ile evlendi. Evliliği izni olmadan yaptığı için Sweyn bu duruma kızdı ve savaş hazırlıkları başlattı. Harald Bluetooth’un Güney Norveç’te ki üstünlüğünü yeniden inşa etme isteğini daha da teşvik etti. Olaf’ın Norveç kralı olduğunu da belirtmek isterim. Bir dizi ittifak Sweyn’in konumunu güçlendirmişti, eşi Gunhild’i Polonya’dan babası Mieczylaw’a gönderdi ve bunun yerine İsveç Kralı Erik’in dul eşiyle İsveç kralı Olof Skotkonung’un annesi olan muzaffer Sigrid  storråde ile evlendi. Earl Haakon Sveyd ve Erik’in mültecileri ve oğulları, Olof Skotkonungs’un kız kardeşi Holmfrid ve Gyeyn adında ki Sweyn Forkbeard’ın kızı ile evlenerek İsveç ve Danimarka kraliyet aileleri ile evlendi.  – oldukça karmaşık bir yazı olduğunun farkındayım-

 

9. 1000 yılında Sweyn, Olaf Tryggvason’u öldürdü. Norveçliler yıkıcı bir yenilgiye uğradı ve Sweyn Norveç’in kontrolünü ele geçirdi. O yıllarda Norveç’te Oslo, Danimarka’da ise Aalborg kuruldu. 

 

10. Sweyn 1003 yılında,bir viking filosu topladı ve İngiltere’ye doğru yola çıktı. “Danekillings” geri alınacaktı. Hampshire, Wiltshire, Wilton ve Salisbury’nin hepsi kanlı viking intikam saldırısında düştü.

 

11. 1004 yılında Sweyn’in viking ordusu Doğu Anglia’yı, The ford’u yağmaladı. Norwich ise imha edildi. 

 

12. 1013 yılında Sweyn İngiltere’yi fethetti. 1013 Temmuz’unda, Sandwich dışında güçlü bir filo ile geldi. Zayıf ve bölünmüş İngiltere düşmeye hazırdı. Vikingler hiç bir zaman ciddi bir direniş göstermediler, Sweyn Northhumberland’ı fethettikten sonra Güney İngiltere’yi fethetmeye hazırdı, Oxford ve Winchester savaşmadan vazgeçti. Wessex’te büyük İngiliz soylular Danimarka kralına itaat ve sadakatlarını verdi ve bundan sonra Londra’dan vazgeçtiler. Fetih sona ermişti ve Danimarka Kuzey Denizi kurallarının kurulmasını sağladı. 25 Aralık’ta Sweyn, kral ilan edildi. Kaybeden kral, eşi ve oğulları ile birlikte Normandiya’ya kaçtı. Kesinlikle iyi bir iltica değildi çünkü Normandiya Dükü’nün Sweyn ile iyi bir ilişkisi vardı. 

 

13. 1014 yılında Sweyn beklenmeyen bir şekilde çok hastalanmıştı. Muhtemelen kalıtsal bir kalp hastalığından muzdaripti. 3 Şubat’da, genel merkezinde Gainsborough’da öldü. En büyük oğlu Harald 2, Danimarka kralı oldu. Harald 2, Sweyn İngiltere’de iken Danimarka’nın hükümdarıydı. En genç 17 yaşında ki Cnut’a ise kraliyet asası verildi ve İngiltere’deki viking ordusunun komutasını aldı. 

 

Yani anlayacağınız, 18 yaşından beridir savaşlarla ömrünü sürdüren Sweyn, savaşlarda değil rahat yatağında ölmüştür.

 

4. Harald (Hardrada) Sigurdsson

 

Önce Kiev’de Rus Grand Prensi I. Yaroslav yanında muhafızlık yapmış; 1034-1042’de Konstantinopolis’te Vareg Muhafızlarına katılıp, komutanlığa kadar yükselmiştir. Kral Magnus, 1047 yılında ölünce Norveç Kralı olmuştur. İngilizce konuşanlar arasında genellikle 1066 yılında başarısız İngiltere işgali ile hatırlanır. Harald’ın 25 Eylül 1066 tarihli Stamford Bridge Muharebesi ölümü, istilanın sonunu getirmiş ve bu olay sıklıkla Viking Çağının sonu olarak kaydedilmiştir.

Kısaca Harald’ın yaptıklarından bahsedecek olursak;

 

1. Harald 1015 yılında doğdu. 

 

2. Harald 1037 yılında, Kudüs’teki kutsal Selphure kilisesini restore etmek için bir grup zanaatkara eşlik etti. 

 

3. Harald 1038 yılında, Sicilya ve Lombard halkındaki Saracens’e karşı George Maniaces kampanyasına katılmıştır. Varangian muhafızının lideri olarak kampanya yürütmüştür. 

 

4.  Harald 1041 yılında Bulgarlara karşı bir kampanya başlatmıştır. 17 Mart, Olivento Savaşı, Apulia’daki Olivento nehrinin yakınında ki savaştı. William İron Arm liderliğindeki Normanlar ve Lombard, Bizans İmparatorluğu’nun Varangiyen Muhafızları, Doepanianos, İtalya’nın Catepan’ı ve Harald’ın önderliğinde zafer kazanmıştı. 

 

5. Harald 1042 yılında evine yani Norveç’e döndü. Varangian muhafızlarının lideriydi. George Maniaces’in isyanına katılmasından dolayı, Bizanslıları terk etti. 

 

6. Sweyn Estridsson, babasının kardeşi Harald Hardrada’yı yeni bir müttefik olarak düşündü. Harald, 1035-44 yılları arasında Varanigian muhafızlarında görev yaptığı Byzans’tan döndü. İsveç kasabası Sigtuna’da Sweyn ile tanıştılar. Sweyn Danimarka’dan kaçtı ve İsveç Anund Jacob’un mahkemesinde yaşadı.

 

7.  Harald ve Sweyn, Magnus’u devirmek için bir ordu kurmaya çalıştı .Harald ve Magnus barışı sağladılar ve Magnus Harald’a Bizans hazinesindeki payının yarısı karşılığında krallığını Harald’a verdi, yani Danimarkayı. Sweyn ise Harald’ın yağma ve cinayet geleneğini beğenmedi, çünkü popülerliği kazanmanın bir yoluydu.

 

8. 1047 yılında kral Magnus öldü ve tahtı Sweyn aldı. Harald ise Norveç tahtını aldı.

 

9. 1048 yılında Harald, bir Norveç filosu ile Danimarka’nın Jutland kıyılarını yağmaladı, ancak toprağı ele geçirmeye çalışmadı. Jutland halkı Harald’ın bu davranışı yüzünden oldukça fazla acı çektiler. 

 

10. Harald 1050 yılında, Scania ve Danimarka kıyı bölgelerini yağmaladı ve Jutland’ın doğu sahiline ulaştı. Aarhus’a saldırdı ve limana ateş göndererek Hedeby’yi yaktı. Arkeolojik bir su altı kazısı daha sonra Schlel’in dibinde bu kulelerin ikisini keşfetti.

 

11. Harald 1060 yılında yine Danimarka’yı yağmalamaya başlamıştı. 

 

12. Harald ve Sweyn II Estridson, Nisaa yakınlarında, Halland kıyılarının dışında bir deniz savaşında çarpıştı. Danimarkalılar geri çekildi ve Sweyn II. soylu bir Norveç asistanının yardımıyla kurtuldu.

 

13. Danimarka ve Norveç savaşı sona erdi ve Goeta Nehrinde iki kral yaşadıkları süre boyunca barışı koruyacaklarına söz verdi. 

 

14. Harald 1066 yılında İngiliz tahtına hak iddia etti ve William’dan daha hızlıydı. 8 Eylül’de 240-300 viking gemisi Scarborough plajına indi ve İngiliz tahtını kazanma girişiminde bulundu. 20 Eylül Fulford Savaşı:

Harald, İngiliz Edwin ve Walther’i mağlup etti. 2 gün sonra Harald York’a saldırdı ve fethetti. 25 Eylül Stamford Köprüsü Savaşı:

Harald, Stamford Bridge savaşında çılgına döndü ancak yardım etmedi. Harald Godwindson savaşı kazandı, kardeşi Tostig ve Harald Hardrada Stamford Köprüsünde öldürüldü. 

 

Yani anlayacağınız Harald, Harald’ı öldürdü. Harald’ın ölümüyle Viking çağının kapandığı söylenir.

 

5. Bjorn Ironside (Demiryüzlü)

Björn Járnsíða yarı efsanevi İsveç kralı ve ünlü Viking savaşçısı Ragnar Lodbrok’un oğlu. 9. yüzyılda yaşamıştır, Munsö Hanedanının kurucusudur.

Güçlü bir viking komutanı ve denizci olan Björn, Fransa’nın içlerine doğru yapılan viking saldırıları geleneğini devam ettirmiştir. 860 yılında büyük bir donanma ile Akdeniz’e çıktığı bilinmektedir. İspanya kıyılarını yağmalayıp Cebelitarık’tan içeri girerek Fransa’nın Güney sahillerine saldırmıştır. Kışı burada geçiren donanma İtalya’ya doğru yola çıkmış, Pisa kentine saldırarak burayı ele geçirmiştir. İç kısımlara doğru ilerleyen Björn, Roma sandığı Luna kenti duvarlarına ulaşmış ancak surları aşamamıştır. Kenti ele geçirmek için çeşitli entrikalar çeviren Björn sonunda amacına ulaşır. Daha sonra Sicilya ve Kuzey Afrika kıyılarını da yağmalar. Dönüş yolunda ise Cebelitarık’a gittiğinde yolunun Müslüman donanması tarafından kesildiğini görür. Şiddetli çatışma sonucu 40 gemisini kaybeden Björn özellikle Rum ateşine çözüm bulamaz. Donanmasının kalan kısmı İskandinavya’ya döner. Björn’de hayatının kalan diğer kısımlarında zengin bir kral olarak sürer.

 

6. Gunnar Hamundarson 

 

Gunnar büyük bir savaşçıydı, savaşlarda neredeyse yenilmez olarak tanımlanırdı. Njáls efsanelerine göre “hem ileri hemde tam zırhında kendi boyuna zıplaya bilen” güçlü ve atletik bir adamdı. O yetenekli bir okçuydu. Yakın savaşta seçme silahı Afgeir ile bir olur ve neredeyse yenilmez olurdu.

Gunnar aynı zamanda yetenekli bir taş atıcısıydı, gözleri arasındaki mesafeden düşmanları ve mükemmel bir yüzücüyü vurabilirdi. Davranışları her zaman kibardı, ancak tavsiyeleri sert ve iyiydi. Nazik ve yumuşaktı fakat konuşma biçimi nedeniyle akıllı bir adam olduğu düşünülmüyordu. Bununla birlikte, Gunnar’ın bilge içgüdüleri ve derinlemesine anlayışı, yakışıklı olduğu kadar zeki olduğunu da gün yüzüne çıkartıyordu. Arkadaşlarına sadık ve iyi bir dosttu. Gunnar için tarihte şu sözler söylenmiştir;

 

” Yakışıklı, güzel bir cildi ve düz bir burnu vardı. Mavi keskin gözlü ve kaba yanaklı, sarı ve iyi taranmış saçak sakallıydı”. 

 

Dünya da ki en güzel ve eşsiz insan olarak tanımlandı.

7. Lagertha (Hlaðgerðr)

Lagertha, vikinglerin ve belki de tarihin görebileceği en güçlü kadınlardan birisidir. Hırsları, doğruları, acımasızlığı ve en önemlisiyse kendini kanıtlama dürtüsüne yenilmemiş olan bir savaşçıydı.

 

Danimarka’lı araştırmacı, tarihçi ve kralın danışmanı olan Saxo Grammaticus’ın 12. yüzyılda yazdığı Gesta Danorum adlı eserinin 9. kitabında Lagertha’nın hikayesine de yer veriyor. Saxo’nun anlatımlarına göre Lagertha, İsveç kralı Frø, Norveç’i istila edip Norveç kralı Siward’ı öldürdüğü seferde, öldürdüğü kralın ailesini aşağılamak için aile üyelerini bir geneleve kapatır. Bunu öğrenen Ragnar Lothbrok geneleve gider ve kadınlara erkek giysileri giydirerek onları kurtarır, kadınların çoğu Ragnar ile birlikte savaşta yer almayı da kabul ederler. Bu kadınların önde geleni ise Lagertha’dır. Lagertha’nın cesaretinden etkilenen Ragnar, Lagertha’ya onunla evlenmek istediğini söyler ve teklifi kabul edilir. Saxo’ya göre bu evlilikten Fridleif adında bir oğlan ve ismi verilmeyen 2 kız dünyaya gelir. Danimarka’da ki iç savaşa katılmak üzere geri dönen Ragnar,  İsveç kralı Herrauðr’ün kızı Þóra Town-Hart ile evlenmek için Lagertha’yı boşar. Danimarka’ya döndüğü zaman tekrar bir iç savaşın içinde kalan Ragnar’ı ise Lagertha kurtarır. Norveç’e döndüğü zaman kocasıyla kavga eden Lagertha kocasını öldürerek tahta çıkmıştır olarak da belirtilir.

 

Viking Dizisini izleyenlerin de aşina olduğu bir sahnedir Ragnar’ın Lagertha’dan ayrılışı ancak tarih ve dizinin birbirinden farklı olduğunu da görmüş oluyorsunuz. Saxo’nun yazdığı bilgilerin kaynakları olmadığı için de sadece birer hikaye olarak da geçmektedir. Yani asılsız olan bir habere de körü körüne inanmamak lazım.

 

Akademisyen Judith Jesch’e göre ise Saxo’nun anlattığı Lagertha’nın gerçeklikle bir bağlantısı bulunmamaktadır.

 

Lagertha, hem sagalarda hem de Vikingler dizisinde cesur bir kalkan güvesi ve görkemli bir savaşçı olarak bilinir. 

 

Saxo Lagertha’yı şöyle anlatıyor;

“Sadece bakire olmasına rağmen göğsünde bir erkek cesareti olan Ladgerd(Lagertha) adında bir kalkan güvesi vardı, saçları omuzlarının üzerinden havaya uçuyordu. Herkes onun eşsiz başarılarına hayran kalıyordu.”

 

Lagertha bir kadın olarak, kendi ayaklarının üzerinde durmayı başarmış ve bu yolda emin adımlarla yürümüştür. Her ne kadar tarihi bilgileri eksik ve düzensiz olsa da, her tarihçinin Lagertha hakkında söylediği ortak söz şudur, Lagertha güçlü ve zeki bir kadındır. Güzelliği de sadece dizide değildi, gerçekten cesareti yüzüne vuran amansız bir savaşçıydı Lagertha.

 

3. Eric The Red (Kızıl Erik)  Erik Thorvaldsson

 

Kızıl Erik 2. numarada bahsettiğimiz Freydis Eiriksdottir’in babasıdır. 

 

Kızıl Erik Norveç’te büyüdü, bazı cinayetlerde yer aldı ve ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Babası Thorvald ile birlikte Norveç’teki Jæren’den İzlanda’ya gitti. İzlanda’nın kuzeybatı kıyılarına yerleştiler. Babası öldüğü zaman Erik, zengin bir adam olan Tjodhild’in kızı ile evlendi ve Bredefjord’da Eriksstad çiftliğini kurdu.
Fakat Erik kavgalardan uzak duramadı. İki kişiyi öldürdü ve bölgeden sürüldü. Yeni bir çiftlik kurdu, ancak bitirmeden önce yine kavgaya karıştı bu sefer ise çiftçi Thorgest ile olmuştu. Thorgest’in iki oğlu da dahil olmak üzere birçok insanın öldüğü büyük bir savaşa neden olmuştu.

Erik bir jüri toplantısına geldi ve üç yıl boyunca yasa dışı şekilde mahkum edildi. Böylece İzlanda’yı da terk etmek zorunda kaldı ancak İzlandalı balıkçıların bilinmeyen adalardan(Ülke olarak da geçer tarihte) söz ettiğini duyunca, adaları keşfetmek için denize açıldı.

 

Kızıl Erik, uzun fiyortları ve yemyeşil meraları olan adayı bulmuştu. Yeni ülkeye yolculuk 982(bazı kaynaklarda 985) yılında gerçekleşti. Ülkeye Grönland adını verdi. Üç yıl boyunca yeni keşfettiği ülkeyi araştırdı ve araştırmaları ile birlikte tekrar İzlanda’ya döndü. 986 yılında bulduğu 25 göçmen dolu gemi ile tekrar yola çıktı. Gemide 700 kişi ve ev eşyaları bulunuyordu, yani bütün hazırlıklar tamamdı. Ancak Grönland topraklarına yalnızca 14 gemi çıkmayı başarmıştı.

 

Erik, şimdiki Julianehåb’den çok uzakta olmayan Eriksfjord’a yerleşti ve Østerbygden Brattahlid’i inşa etti. Diğerleri kuzeye gitti ve Godthåbsfjorden’de Vesterbygden’i kurdu.
Böylece Grönland Kuzey Vikingleri tarafından işgal edildi ve birkaç yüz yıl boyunca da böyle devam etti. Ne kadar sürdüğü ise bilinmiyor nedeni ise, viking tarihinin net olarak yansıtıldığı bir kanıtının olmamasıdır. Fatih Sultan Mehmed ve tarihi öneme sahip olan bir çok bulgu olmasa belki de vikinglerin nesilden nesile aktarılan birer efsane olduğunu düşünecektik.

 

Amerika’yı keşfeden kolomp değil Grönland’dan gelen vikinglerdi. 

 

Kendi egemenliklerini kuran Erik’in oğlu Leif’in “Gemimin kaptanı ol” sözü için şu sözleri söylediği biliniyor, “Şu an içinde yaşadığımızdan daha fazla ülke keşfetme niyetinde değilim. Artık birlikte gitmemiz gerekmiyor.”

 

Grönland’ın Danimarka’da olduğunu da söylemek isterim.

 

2. İvar Ragnarsson (Kemiksiz İvar)

Ivar Ragnarsson efsanevi Dublin Kralı ve yarı ünlü Viking savaşçısı Ragnar Lothbrok’un oğlu. 9. yüzyılda yaşamış ünlü bir vahşi savaşçı ve yöneticidir.

 

İvar’a kemiksiz denilmesinin nedenlerinden birisi, sahip olduğu bir hastalık yüzünden yürüyememesidir, ki bu kaynakta kesin değildir. Çocukluğunda ve gençlik çağlarında bu hastalık yüzünden ve en önemlisi de Ragnar’ın oğlu olduğu için kendisini her zaman güçsüz ve yetersiz olarak kabul etmiştir. Kendi gel gitleriyle oluşturduğu savaşta içinde biriktirdiği bütün acılarını nefrete ve acımasızlığa yontmuştur. Viking tarihinin, en acımasız ve zalim insanlarının en bilindik ismidir İvar.

 

Sarışın, uzun boylu, iyi görünümlü ve oldukça zeki olması onu vikinglerin gözünde daha da büyütmüştür. İvar kardeşleri, Björn, Ubbe, Sigurd ve Hvitserk’e de danışmanlık yapmıştır.  Vikingler sakat ve özürlü olan insanları her zaman kendi içlerinde dahi olsa hor görmüşlerdir ancak İvar bir istisnaydı, çünkü kendini kanıtlamış ve sevdirmeyi gayet kolay bir şekilde başarmıştır, ve bu başarısını sahip olduğu en büyük hazinesine borçludur yani zekasına.

 

İvar viking toplumunun en sevilen ve saygı duyulan kralı olmuştur. Vikingler her zaman en acımasız ve kararları kesin olanları takip ederlerdi, ve İvar viking tarihinin en acımasız ve kesin kararlı insanıydı. Toplumun nabzını her zaman yüksekte tutmaya başarmıştır ve belki de bu yüzden babasından yani Ragnar Lothbrok’dan daha çok saygı görmüştü.

 

865 yılında kardeşleri Haftdan ve Ubbe ile birlikte Büyük Viking Ordusu adı verilen istilacı orduyla İngiltere’de Doğu Anglia Krallığı sahillerine çıkmıştır. Doğu Anglia Krallığı ile hızlıca uzlaşan vikingler, kuzeyde ki York kentini ele geçirir. Ivar komutasındaki Vikingler Northumbria’lıların şehri geri alma çabalarına direnerek 867 yılındaki saldırıyı savuştururlar. Ivar Doğu Anglia’nın son yerel kralı Edmund’un 869 yılında öldürülmesinden sorumlu tutulur. Pagan bir krala bağlı bir derebeyi olmayı reddeden Edmund’un ölümü dönemi anlatan tarihi eserlerde ayrıntısıyla yazılmış, Edmund da aziz ilan edilmiştir. 869 yılında Büyük Viking Ordusunun komuta heyetinden ayrılarak Dublin’e gider ve buraya yerleşir.

 

Babaları Ragnar,  Northumbria  kralı Ælla tarafından öldürüldükten sonra intikam almak için İngiltere’ye saldıran kardeşleri başarısız olunca Ivar, Ælla ile görüşür. Kendisiyle bir daha asla savaşmayacağına yemin eden Ivar, Ælla’dan sadece bir öküz derisi büyüklüğünde toprak ister. Efsaneye göre aldığı deriyi çok ince şeritler halinde keserek York kentinde büyük bir kalenin etrafını dolaşacak ve burayı sahiplenecektir. Daha sonra Ælla’ya karşı yeniden evrilen savaşta kardeşlerine lojistik destek sağlar.

 

Ivar, fethedilen bölgeye yerleşen ve yerel halkla kaynaşan vikinglere çok iyi bir örnektir. Kendisi o kadar sevilir ki savaşırken öldüğünde kemiklerinin İngiltere sahillerine gömülmesini vasiyet ettiği ve kemikleri oradayken hiçbir istilacı kuvvetin İngiltere’yi ele geçiremeyeceğini öngördüğü ileri sürülür. Ragnar Lodbrok Sagasından da buna atıfta bulunularak İngiltere’nin Normanlar tarafından fethi sırasında ileride İngiltere kralı olacak olan Norman asıllı William’ın kemikleri buldurup yaktırdığı ve bu sayede Hastings Muharrebesinde zafer kazandığı iddia edilir.

 

İvar İngiltere’nin uzun yıllar kralı olmuştur. Çocuğu yoktu, çünkü sevgiye ihtiyacı olmadığını düşünüyordu ancak tek başına 53 yaşında İngiltere kralıyken öldü ve İvar’ın ölümü ile birlikte bütün Ragnar oğulları da ölmüştü.

 

Bazı kaynaklarda Ragnar’ın en büyük oğlunun İvar olduğu da geçmektedir ve İvar ve Björn’ün aynı anneden doğdukları da geçmektedir. Tarih kanıtlarının ulaşılamayacağı kadar imkansız, kaynakları belirsiz olan bir kitap gibidir, okuduklarınızın ne kadarına inanıp ne kadarına sahip çıktığınızdır. Gerçeği bulamayacağımıza göre tek yapmamız gereken bütün gerçeklere inanmaktır.

 

İvar kendi başarılarıyla kusurlarını örtmeyi başarmış ve kusurlarını, birer kusurdan çok bir lütufmuş gibi kullanmıştır. İvar, kendi halkı tarafından ezilip, saldırıya uğramaktansa kendi saldırılarını başlatarak halkının nefretini değil sevgisini kazanmış bir Kraldır. 

 

1. Ragnar Lothbrok (Raining Lodbrog)

Ragnar eminim ki hepimizin tanıdığı bir Viking kralıdır. Vikingleri tanımasanız bile Ragnar biliyor yada duymuşsunuzdur. Sagaların kendi aralarında da olmak üzere tarihte Ragnar’ın yeri vardır. Bazı zamanlar kaynakların yetersiz yada kesin olmamasından ötürü, Ragnar’ın gerçek veya efsane olduğu ile ilgili söylentiler oluşmuştur ancak tarihte belki de diğer vikinglerden daha çok kanıtı olan askerdir Ragnar Lothbrok.

 

Vikingler dizisinde Ragnar, gözü pek, mücadele etmekten kaçmayan, kimsenin emrinde olmadan, kendi adımlarında yönüne şekil veren bir efsanedir. Belki de vikinglerin bu kadar dünyaya en çokta İngiltere’ye korku salmalarının nedeni Ragnar’dır.

 

Bazı viking efsanelerinde Ragnar’ın Odin’den geldiği söylenir ve kendisi de buna inanmaktadır. Ragnar ne kadar dindar olursa olsun, başka dinlere de saygısı sonsuzdur. Ragnar’ın kendi çapında esprili olduğunu da söylemek isterim, genel olarak saldırılarını yaparken herkesin pazar ayinlerinde olduğu günü seçmektedir. Sanırım İvar’ın babasına çektiğini söylememe gerek yoktur.

 

Ragnar sözünü tutmayı seven biridir, yani sözünün eridir. Bir yeri yağmalamadan ve insanlarını öldürmeden önce fidye isterdi, fidyeyi alırsa o bölgeye zarar vermeden geri giderdi, ancak Ragnar’ın bir yere ki bu yerler genellikle İngiltere ve Fransa’dır, usanmadan, sıkılmadan dadandığı da bilinir. Neyse ki İngiltere ve Fransa sonunda sıkılıp ülkeyi toplu Ragnar’a vermemişler.

 

Danimarka tahtına çıkmak için mücadele ederek başarılı olmuş hem Danimarka hem de İsveç kralı olmuştur. Ünlü kadın savaşçılar Lagertha ve Aslaug  ile evlenmiştir. Sagalarda oğulları başarılı savaşçılar İvar ve Björn’ün şöhreti gerisinde kalacağı korkusunun olduğu yazılır, Ragnar’ın açık gönüllü olduğu da bilindiği için bu kaynağın gerçekliği tartışılır. Özellikle Fransa’da nehirleri kullanarak çok geniş çaplı bir bölgeyi yağmalamayı başarmıştır. Çok hareketli olduğundan güçlü Frank süvarisinin istediği meydan muharebelerinden kaçınmış, beklenmedik cesur seferlere girişmiştir. 9. yüzyılda çok sayıda muharebeden galip çıktıktan sonra İngiltere’de kral Ælla’ya esir düşmüş ve aşağılayıcı bir şekilde yılanların olduğu bir çukura atılarak öldürülmüştür, neyse ki İvar babasının intikamını almayı başarmıştır.

 

Ragnar yılan dolu çukura atıldığında aşağıdaki ünlü viking ölüm türküsünü söylediği iddia edilir.

 

” Odin’in benim için şölen masasını hazırladığını bilmek güzel.

Yakında kıvrak boynuzlardan şarap içeceğiz.

Odin’in Valhalla’sına gelen bir savaşçı şikayet etmez.

Onun yanına ağzımda korku sözleriyle gitmeyeceğim.

Æsir beni karşılayacak.

Ölüm yas olmadan gelecek. 

Bende gitmek için sabırsızlanıyorum

Disir artık beni eve götür, Odin’in gönderdiği Valkürler.

Æsir ile onur duyarak içkimizi yudumlayalım. 

Ömrümün günleri sona eriyor. 

Ölürken gülüyorum. 

– Ragnar Lodbrok

 

 

 

Dizide, Lindisfarne Ragnar’ın 793 yılında  ilk ayak bastığı yerdir, Viking tarihçesinde bu kanıtlanmıştır. Sagalara göre Ragnar ve onun viking yandaşları Avrupa’nın çoğu yerini mahvetmişlerdi. Plymouth’a indiler ve oranın kralını öldürdüler, bu olayın çok mühim olduğuna inanlar da vardır nedeni ise öldürülen kralın Ælla’nın babası olduğudur. Yani Ragnar, Ælla’nın babasını öldürdü, Ælla’da intikam için Ragnar’ı öldürdü, bu sefer de Ragnar’ın oğulları babasının intikamını almak için Ælla’yı öldürdü. Ne kadar doğru orasını ne yazık ki bilemeyiz, ancak aşiret filmlerinin İskandinav versiyonuna döndüğü de gerçek.

 

Bir yazımız daha bitti, buraya kadar yazdığım bütün viking yazılarının ne yazık ki bir kesinliği yoktur. Vikinglerin var olduğuna dair kemikler ve bir kaç küçük kanıt olmasa sanırım buraya yazacak bir yazım da olmayacaktı. En başta Ragnar olmak üzere buraya yazdığım bütün vahşi savaşçılar, kendi doğruları ve inançları sayesinde bu listedelerdir. Bu listenin en çok hak edeni büyük arayla muhtemelen İvar olmalıdır. Kendi ırkında da dahil olmak üzere engelli olmasının kendisi için bir engel olmadan, kendisini kanıtlamış ve kardeşlerinin yapamadığını yapıp zekasının yardımı ile birlikte babasının intikamını almayı başarmıştır. Burada ki ve bir çok listede yer almak için önemli bir aileden gelmeye gerek yoktu,önemli olan kendi kusurlarını birer mücevhermiş gibi takınmak ve pes etmemekti. Önemli olan başkalarının fikirlerini yaşamak değil, kendi fikirlerini başkalarına yaşatmaktı.

 

Umarım yazıdan sıkılmamış ve beğenmişsinizdir. En çok hoşunuza giden Viking askeri hangisiydi, benim en sevdiğim Sweyn forkbeard ( çatalsakal )’dir. Şunu da ilave edeyim yanlışlarım olduysa affola, uzun bir yazı olduğu için gözden kaçırmış olabilirim.

 

Aşağıya da Vikings dizisinde geçen müzikli bir düğün sahnesi bırakıyorum, iyi izlemeler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Post a Comment