John Wick 3 – Parabellum Film İncelemesi

John Wick 3 – Parabellum Film İncelemesi

Ülkemizde perşembe günü (16 Mayıs 2019) vizyona giren John Wick serisinin üçüncü filmi John Wick: Chapter 3 – Parabellum nasıldı, biraz bahsedelim…

Öncelikle ilk iki filminden daha iyi olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta film izlerken IMDb puanına önem verenlerdenseniz puanlara da bakabilirsiniz, şu anda üçüncü filmin puanı diğer filmlere göre daha yüksek. Ayrıca bu filmde senaryo da güçlü, ilk iki filmin senaryosu bu filme göre daha basitti benim fikrime göre.

Konuyu özetleyelim; John en son Continental’de adam öldürmesiyle kuralları çiğnemiş ve aranan bir suçlu haline gelmiştir. Böylece sistemin karşısında durup hayat mücadelesi vermeye çalışan karakterimizle Yüksek Masa arasında bir bir kaçma kovalama olayı başlıyor.

Üçüncü film, ikincisinde olduğu gibi çok tempolu başlıyor. Bunun sebebi önceki filmde kaldıkları yerden olayı devam ettirmeleri. Yani sanki televizyon dizisi yapar gibi bıraktıkları yerden diğer bölüme devam ediyorlar ve sonra yine heyecanlı bir yerde kesip bir sonraki filmde devam edecekleri ipucunu vererek bitiriyorlar. Böylece film başlar başlamaz kendimizi olayların ortasında buluyoruz.

Çok yaratıcı ve heyecanlı dövüş sahneleri (özellikle ilk yarıda) filmi gözümüzü kırpmadan izlememizi sağladı resmen. Fakat bu filmde çok daha vahşet ve kan görüyoruz, bu konuda hassas olanların filme gitmeden önce biraz düşünmesini tavsiye ederim.

John Wick karakterinin nişancılık yeteneği vurgulanmış birkaç yerde, bu da seyircinin karaktere hayranlık duyup, “Vay be!” demesine sebep olan şeylerden birisi. İlk iki filmde bunu çok iyi yapabildiklerini düşünmüyorum. Filmin başlarında kütüphanede kitapla adam öldürme sahnesi seyirciyi hayran bırakan sahnelerden biriydi mesela. Filmin devamında John, bunun gibi ilginç şeyler kullanarak dövüş yeteneklerini sergiliyor…

John Wick’e her filminde en az bir kere araba çarpıyor, bu filmde de unutmamışlar bu detayı ve yine daha önce olduğu gibi adam kalkıp koşmaya devam ediyor, alıştık bu duruma artık izleyiciler olarak.

Çatışma ve dövüş sahneleri gerçekten çok iyi. Açıkçası ikinci yarıda biraz uykum gelmedi değil fakat ilk yarı çok sürükleyici geçti. İkinci yarıda filmin temposu düşmüyor, tam tersi dakikalarca dövüş sahnesi izliyorsunuz fakat bu uzun kavga sekanslarından dolayı film, seyirciyi yorma seviyesine geliyor belli bir yerde.

Halle Berry’ye gelirsek, oyunculuğunu çok beğenirim ve bu filme hem çok yakışmış hem de çok iyi oynamış. Reeves ve Berry’nin bu film için nasıl eğitim aldıklarını Youtube’dan siz de izleyip görebilirsiniz. Ben çok başarılı buldum bu konuda.

Daha önceki filmlerde de olduğu gibi yine sanat yönetimi, ışıklandırma, görüntüler, renkler konusunda çok özenilmiş ve harika bir iş ortaya çıkmış. Aksiyon filmlerinde sinematografinin çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu filmde de gerçekten verilmiş emeği fark edebiliyorsunuz izlerken.

Çok küçük bir detay gibi görünebilir, yazıya ekleyip eklememekte kararsızdım fakat küçük bir hata vardı sanki filmde gözüme çarpan. John’un omzuna dikiş attırdığı sahneden bir süre sonra yine gömleksiz olarak başka bir sahnede görüyoruz onu, fakat omzunda dikiş yok, yara yok. Acaba ben mi yanlış gördüm yoksa dikiş sol omzunda mıydı bilmiyorum. Eğer yanılmıyorsam ve gerçekten böyle bir hata varsa bence bu en azından filmin edit aşamasında mutlaka birinin gözüne çarpmalıydı.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak ben filmi beğendim. Eğer ilk iki filmi izlediyseniz gitmenizi kesinlikle öneririm, eğer ilk iki filmi izlemediyseniz de izleyip gitmenizi öneririm, sonuç olarak gitmenizi öneririm…

Post a Comment