57.ALAYIN ÖYKÜSÜ

57.ALAYIN ÖYKÜSÜ

Savaşın en sıcak zamanında Rusya’da ihtilal çıktı. Fransa ve İngiltere yardım göndermeliydi.

 

  • Fakat yardımı Rusya’ya ulaştırmak mümkün değildi çünkü ortada düşman Almanya (kırmızı) bulunuyordu. Başka bir yol daha vardı: boğazlar…
  • Fransa ve İngiltere, boğazları aşıp, İstanbul’u işgal ederek hem Osmanlı’yı savaş dışı bırakacak hem de Rusya’ya yardım götürecekti.

Dünyanın en güçlü donanması olan İngiliz Donanması Çanakkale önlerine geldi. Boğazı öylece geçebileceğini düşünüyordu. Öyle olmadı! Çanakkale boğazını geçmek isteyen İngiliz donanmasına kıyıdan ateş açan Osmanlı ordusu geçişi engelledi. İngilizler yeni bir plan kurdu. Plana göre Gelibolu yarımadasına çıkarma yapılacak, boğaz kıyılarındaki Osmanlı ordusu temizlenecek böylece donanma geçecekti. Osmanlı karargâhı ise çıkarmaların nerelere yapılacağını tartışıyordu. Ordumuzun komutanı Saroz Körfezi’nden olacağından emindi. Tartışılan diğer konu, çıkarma yapan düşmana kıyıda mı yoksa merkezde mi müdahale edilecekti. Orduda merkezlerde müdahale görüşü hakimdi. Bigalı köyünde, yedek kuvvet olarak bulunan 19. Tümen Komutanı, Yarbay Mustafa Kemal, farklı düşünüyordu.

Mustafa Kemal’e göre, düşman Arıburnu konumundan çıkarma yapacaktı ve bu çıkarmaya ordu daha kıyıdayken derhal müdahale etmeli ve geri püskürtmeliydi.

Tarihin 25 Nisanı gösterdiği gecede, Bigalı köyünde konumlandırılmış olan 19. Tümen karargahında top ve gemi sesleri duyulmaya başladı. Mustafa Kemal haklı çıkmıştı. Düşman kuvvetleri, tamda tahmin ettiği bölgeden çıkarma yapmaya başlamıştı. Mustafa Kemal derhal durumu üstlerine bildirdi ve kendisine bir tabur asker ile düşmanı karşılama emri verildi. Ancak düşman çok kalabalıktı ve kesinlikle merkeze ilerlemeden kıyıda durdurulmalıydı. Mustafa Kemal bir yanda hızla ilerleyen düşman kuvvetleri, öbür yandan da askerliğin en temel kavramı olan “emir” arasında kalakalmıştı. Milletin istikbali adına bir karar vermesi gerekiyordu ve verdi. Tüm sorumluluğu üstlenerek, emir almadan, 57. alayın tamamına harekat emri verdi.57 alay ile ilgili görsel sonucu

25 Nisan sabah Mustafa Kemal Conkbayırı’na kadar ilerlemiş ve 57. Alay’ın tamamı arkasından gelmekteydi.

Bu sırada düşman kuvvetleri, kıyıda az sayıda bulunan Türk askerini ezerek kıyıya çıkmış ve bölgeye en hakim olan 261 rakımlı tepeye ulaşmıştı. Kıyı bölgesi kaybedilince, askerler kaçmaya başlamış, Conkbayırı’na doğru tırmanmışlardı. Kaçan askerleri gören Mustafa Kemal bu sırada tarihe geçen o konuşmayı yaptı. Kendi ağzından bu olayı şöyle anlatır:

“ – Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.
– Efendim düşman…
– Nerede düşman?
– İşte… diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Gerçekten de düşman bana, benim askerlerimden de yakın. Düşman bulunduğum
yere gelse kuvvetlerim pek kötü duruma düşecek. O zaman bir mantıkla mıdır, yoksa
bir içgüdü ile mi, bilmiyorum, kaçan erlere:
– Düşmandan kaçılmaz, dedim.
– Cephanemiz kalmadı, dediler.
– Cephanemiz yoksa süngümüz var, dedim ve bağırarak:
– Süngü tak, dedim. Yere yatırdım. Erler yere yatınca düşman da yere yattı.
Kazandığım an, bu andır. Düşman ne yapacağına karar verinceye kadar 57. Alay da
Conkbayırı’na yetişti.”57 alay ile ilgili görsel sonucu

Düşmanın yere yatmasıyla geçen zamanda arkadan gelen 57.Alay askerleri oraya yetişmişti. Mustafa Kemal 57. Alaya taaruz emrini şöyle verdi. “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimizi başka birlik ve komutanlar alacak.”

Daha sonra bölgeye gelen diğer yüzbaşına, büyük bir risk alarak 19. Tümen’in tamamını istediğini söyledi. Böylece 27. Alay da düşmana karşı saldırıya başlamıştı.

25 Nisan 1915’te, Kurban bayramın ilk gününde 57. Alay kendisinden 4-5 kat büyük bir orduya karşı bir kahramanlık mücadelesi verdi ve alayın 3te 2si orada şehit oldu. Binbaşı Hüseyin Avni Bey’de çarpışma sırasında şehit düşmüştü. Gün ağarırken, düşman 261 Rakımlı Tepe’den temizlenmiş, bir milletin kaderi 3000 kahraman asker ile değişmişti.Ä°lgili resim

Post a Comment